Travmalar, çoğu zaman zihnimizden silmeye çalıştığımız, ama bedenimizin ve duygularımızın unutmamaya devam ettiği deneyimlerdir. Bu deneyimler bir kaza, doğal afet, kayıp, istismar, hastalık ya da ani bir değişim gibi açıkça tanımlanabilir olaylar olabilir. Ancak uzun süreli ihmal, sürekli eleştiriye maruz kalma ya da sevilme ihtiyacının karşılanmaması gibi daha görünmez süreçler de derin izler bırakabilir. Kimi zaman kişi yaşadığı durumun “travmatik” olduğunu bile fark etmeden, sadece hayatının bir noktasında hep aynı duygulara sıkıştığını hisseder.
Travmanın etkisi zamanla farklı şekillerde ortaya çıkabilir: yoğun kaygı, ani öfke patlamaları, tetiklenme durumları, kabuslar, güven sorunları, duygusal kopukluk, hatta fiziksel rahatsızlıklar. Kişi genellikle “neden böyle hissediyorum?” sorusuna cevap bulamaz, çünkü travma geçmişte yaşanmış olsa da etkisi bugünde yaşamaya devam eder. Bu nedenle geçmişle bağlantılı bazı tepkiler kişinin bugününü sessizce şekillendirebilir.
Travma odaklı danışmanlıkta en önemli adım, kişinin kendini güvende hissettiği bir alan yaratmaktır. Travmanın tekrar yaşanması değil, o anların duygusal yükünden kurtulması hedeflenir. Danışmanlık sürecinde kişinin kontrolü elinde tuttuğu bir ilişki kurulur. Travmayı anlamlandırmak, tetikleyicileri tanımak ve sağlıklı baş etme becerileri geliştirmek bu sürecin yapı taşlarıdır. Gerekli durumlarda bilişsel davranışçı terapi, duygusal odaklı terapi ya da bedensel farkındalık teknikleriyle süreç desteklenir.
Travmanın izleri silinemez belki, ama bu izlerin sizi tanımlamasına gerek yok. Güvenli bir danışmanlık süreci, bu yükü hafifletmenize ve kendi içsel gücünüzü yeniden hatırlamanıza yardımcı olur. Yaşadığınız zorlayıcı deneyimler bir son değil, dönüşüm için bir başlangıç olabilir.