Özgüven, kişinin kendi değerini bilmesi, sınırlarını tanıması ve yaşamla olan ilişkisini sağlam temeller üzerine kurması anlamına gelir. Ancak bu değer, doğuştan sabit gelen bir özellik değil; yaşam boyunca gelişen ve kimi zaman zedelenen bir süreçtir. Özellikle çocuklukta yaşanan eleştiriler, kıyaslamalar, başarısızlık deneyimleri ya da yetersiz destek, kişinin kendine olan güvenini derinden sarsabilir. Bu da yaşamın farklı alanlarında sürekli bir tereddüt hali yaratır.
Özgüven problemi yaşayan bireyler genellikle karar almakta zorlanır, başkalarının onayına aşırı ihtiyaç duyar ve kendilerini yetersiz ya da eksik hissederler. Kendi başarılarını küçümser, olumsuz yorumları abartır ve kendilerini sürekli başkalarıyla kıyaslarlar. Bu durum, kişinin potansiyelini kullanmasının önünde ciddi bir engel oluşturur. İçsel bir ses, sürekli olarak “yetmezsin, başaramazsın” gibi mesajlar verir.
Terapide ilk adım bu içsel sesi fark etmektir. Nereden geldiği, kimden miras alındığı, hangi olayların bu sesi beslediği birlikte çalışılır. Bu süreçte kişi kendi güçlü yönlerini yeniden keşfeder, sağlıklı sınırlar çizmeyi öğrenir ve başarıyı içselleştirir. Bilişsel yeniden yapılandırma, şefkatli iç ses geliştirme ve öz değer farkındalığı çalışmaları bu sürecin temel taşlarını oluşturur.
Özgüven kazanmak bir hedef değil, bir süreçtir. Bu süreç bazen kırılganlıkla, bazen de cesaretle örülür. Ama sonunda kişi kendi değerini yalnızca dışarıdan gelen geri bildirimlerle değil, içten gelen bir kabulle taşır. Kendinize duyduğunuz güveni birlikte büyütmek için yanınızdayım.