🌫️ Depresyon

Depresyon, yalnızca mutsuz hissetmekten ibaret bir durum değildir. Çoğu zaman kişi kendini yorgun, isteksiz, değersiz ya da umutsuz hisseder ve bu duygular bir süre sonra yaşamın her alanına yayılabilir. Sabah yataktan kalkmak, işe gitmek, sevdikleriyle vakit geçirmek ya da temel ihtiyaçlarını karşılamak bile zor hale gelebilir. Kimi zaman geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, kayıplar ya da kırılganlıklar bu duyguların zeminini oluşturur; kimi zaman ise herhangi bir tetikleyici olmadan, kişi karanlık bir duygunun içine düşmüş gibi hisseder.

Depresyon yaşayan bireyler genellikle kendilerini içe çekilmiş, çevreden kopmuş ve yaşamla bağlantısı azalmış hissederler. Bu durum, “Ne olursa olsun hiçbir şey değişmeyecek” düşüncesini besleyebilir. Kendine yönelik eleştirel bir iç ses, motivasyon kaybı ve karamsarlık; kişinin hem bireysel hem de sosyal yaşamını derinden etkiler. En kötüsü ise, kişinin yaşadıklarını kimsenin tam olarak anlayamayacağı düşüncesidir ve bu da yalnızlık hissini daha da artırır.

Terapide ilk hedef, bu karanlık duygulara karşı yargısız ve şefkatli bir alan oluşturmaktır. Kişi, bastırmaya çalıştığı duygularla temas edebildikçe, onları anlamlandırmaya başlar. Bu süreçte yaşamın anlamsızlaştığı noktalar yeniden anlam kazanır; kişinin içsel kaynakları yeniden keşfedilir. Kendi değeri, yetenekleri ve potansiyeli tekrar görünür hale gelir. Bilişsel yeniden yapılandırma, öz şefkat geliştirme ve küçük hedeflerle ilerleme gibi adımlar depresyonun etkisini azaltmada oldukça etkili olur.

Danışmanlık süreci, kişinin kendine yabancılaştığı iç dünyasına yeniden güvenle dönmesini sağlar. Her adımda yalnız olmadığını hissetmek, umudu yeniden inşa etmek ve içsel gücü geri kazanmak mümkündür. Depresyonla baş etmek zaman alabilir, ancak bu süreçte atılan her adım çok kıymetlidir. Bu yolculukta size eşlik etmek, duyduklarınızı değil duygularınızı anlamak için yanınızdayım.